Sultan II. Abdülhamid
Şahsiyeti ve Politkası

| Yazar | Süleyman Kocabaş |
| Yayıncı | Vatan Yayınları |
| Basım yeri | İstanbul |
| Basım Tarihi | 1995 |
| Dil | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | 502 s. |
| Ebat | 13x19 |
Sultan II.Abdülhamid, tarihimizde aleyhinde ve lehinde en çok konuşulan ve yazılan bir padişah olmuştur. Özellikle, aleyhine olan tavırlar, gerek hayatında ve gerekse vefatından sonra uzun bir müddet devam etmiştir.
II. Abdülhamid aleyhtarlığı, dış ve iç sebeplerden kaynaklanmıştır. Sultan, sömürgecilik ve yayılmacılık emellerine karşı etkili tedbirler aldığı için dışta Büyük Devletler ve Komşu Devletlerin içte ise, “vatanı bölme” faaliyetlerini akim bıraktığından “Ayrılıkçı Unsurlar”ın düşmanlığını kazanmıştır. Yine içte, devlet ve ülkenin kurtuluşunu “katı bir rejim davası” gütmekte gören bir kısım aydın-bürokratlar (JönTürkler) da sırf bu yüzden II. Abdülhamid’in rejimini “İstibdal” olarak suçlayıp getirmek uğruna ona cephe almışlardır.
Dışta ve içte Sultan’a karşı oluşan yukarıdaki “Muhalefet Cephesi ve Koalisyonu” ilkin 1908 Jön Türk ihtilali ile II. Abdülhamid’in politikasını etkisiz halo getirmiş, ardından da 31 Mart 1909 İhtilali ile onu hal’ ederek iş başından uzaklaşmıştır.
Sultan II. Abdülhamid’in “Merkezi Otoriter Yönetimi” ortadan kalkınca, Osmanlı Devteti, Meşrutiyet uygulamalarına ancak on yıl (1908- 1918) dayanabilmiş, toprakları, Büyük Devletler, Komşu Devletler ve Ayrılıkçı Unsurlar tarafından hızla yağmalanmıştır. II. Abdülhamid’in 1908de “Yükseliş Devri” sınırlarında teslim ettiği İmparatorluk’u, iktidardaki dön Türkler, yağmalanma sonucu “Kuruluş Devri” sınırlarına çekilmişler, sonunda “halkın linçi”nden kurtulmak için 2 Kasım1918 gecesi bir Alman gemisine binerek Avrupa’ya kaçmışlardır.
Cumhuriyet Devri’nde, Sultan II. Abdülhamid’in ve Jön Türkler’in devlet ve ülkeye hizmet durumları iyice-ortaya çıktığı halde, “kaçak Jön Türklerden “vatan dostları, hürriyet kahramanları...”, II.. Abdülhamid’den ise “zalim, Kızıl Sultan..’ olarak bahsedilmeye devam edilmiştir.
Tarihimiz üzerindeki “sis perdeleri” aralandıkça, gerçekler ortaya çıkmaya başlamış, Sultan II. Abdülhamid’e yönelik itham ve suçlamaların birer “iftira” olmaktan ileri gidemediği apaçık odaya çıkmıştır.
II. Abdülhamid’in de elbetteki hataları olmuştur. Hatasızlık ancak Allah’a mahsustur. Sultanın şahsiyeti ve politikasını, aleyhinde ve lehindeki bütün kaynakları inceleyerek ortaya koymaya çalışan elinizdeki kitabın yazarı, sonunda onun “sevap hanesi” ağır basan ve saygı ile anılması gereken bir padişah olduğunu görmüştür.
Sultan II. Abdülhamid, Osmanlı tarihinin en kritik bir döneminde kurduğu kendisine has özelliklere sahip “Merkezi Otoriter Yönetimi” ile dıştan ve içten binbir türlü tehlike ve tehditlere maruz Osmanlı Devletini 33 yıllık iktidarı süresince yaşatmayı başarmış, bu haliyle gelmiş geçmiş Osmanlı padişahları içinde “müstesna bir yer ve mevki” sahibi olmuştur. Batılı gözlemcilere göre II. Abdülhamid olmasa idi, Osmanlı Devleti daha XIX. asrın sonlarında yıkılacağından Türkiye Cumhuriyeti olmazdı. Sultanın politikası, yıkımı geciktirmiş, TC’nin kurulmasına zemin hazırlamıştır.
Milli tarih, milletlerin hafızası, deneyimler sonucu bir sosyal laboratuar birikimi, tecrübeler mecmüdur. Milletler, milli tarihlerini gerçek anlamda bildikleri ve ondan faydalandıkları derecede başarılı olmuşlardır. Tarihini bilmeyen veya onu çarpıtarak aksettiren milletler ise daima yaya kalmışlardır.
Günümüz Türkiye’sinde “Abdülhamid Gerçeği”nin bilinmesi, pek çok tabunun yıkılmasına, yolumuzdaki engellerin kaldırılmasına sebep olacak, milletimizin utku açılacaktır. Ülkemizi içine düştüğü badirelerden, ufku açık, yürüdüğü yolun emniyetine inanan nesiller kurtaracaktır.(Arka kapaktan)
Orijinal karton kapağında.