Modern Türkiye'de Siyasi Düşünce, Cilt: 6
İslamcılık

| Hazırlayan | Yasin Aktay (Cilt Editörü) |
| Yayıncı | İletişim Yayınları |
| Basım yeri | İstanbul |
| Basım Tarihi | 2004 |
| Dil | Türkçe |
| Sayfa Sayısı | 1112 s. |
| Ebat | 18x23 |
Türkiye'nin siyasi düşünce tarihine damgasını vurmuş başka akımlara kıyasla, İslamcılığın sınırlarını net bir biçimde çizmek daha zordur. Bu zorluk her şeyden önce İslamcılığın belli sosyal bilimsel çözümlemeler için baz alınan tanımlarına göre sıklıkla çok fazla genişletilebildiği halde, kendini İslamcı olarak niteleyen kişi, grup veya düşüncelerin mukabil olmayan azlığından kaynaklanıyor. Türkiye’nin politik söylemlerinin alışıldık anlatılarından birisi Müslümanların oranının yüzde 99'u bulduğunu söyler. Tanım gereği bu oranın hepsi dinlerini ileri derecede yaşamakta olan Müslümanlar değilse bile, İslam'ın şu veya bu düzeydeki siyasal çıkarları söz konusu olduğunda çok azı bile bile bu çıkarlar aleyhine bir tutumun içine girecektir. Türkiye'deki İslamcı gündemin uzun süre en duyarlı konularından birisi olan ve artık bu siyasal istemin en önemli sembollerinden birisi haline gelmiş olan başörtüsü konusunun süregiden yasak uygulamalarına halkın yüzde seksenine yakınının tepki gösterdiği biliniyor. İslamcı diye bilinen parti veya politikacılara genel kitlelerden yönelen itirazın -bazı istisnalar hariç tutulursa- asla İslam'ın yönetimde veya hayatın herhangi bir aşamasında bir esin kaynağı olmasının kötü olduğu varsayımına dayalı bir itiraz olmadığı, aksine, İslamcı denilen insanların 'İslam'ı temsil biçimlerine' yönelik bir hoşnutsuzluğa dayandığı da ayrı bir gerçektir. Burada İslamcılığı temsil etme kalitesinin yükselmesi oranında İslamcı siyasal hareketlere yönelen sempatinin artması olağan, ancak bu sempatinin en yüksek olduğu durumda bile dışarıda kalanların İslamcı hareketlere karşı tavrı ile İslam'a karşı olan tavırlarının ısrarla ayırt edilmesi Türk siyasal hayatının önemli habitus'larından birisi olarak kaydedilebilir. Burada bile antipati gösterenlerin büyük çoğunluğunun İslamcı diye bilinenlere tavrı ile İslam'a karşı tavrı aynı değildir. Çoğu kez onları 'hakiki Müslümanlıktan uzak' bile görürken, aslında İslam'ın 'mutlak iyi' olarak kodlanmaya devam edildiği görülür. Bu durumda İslam ve Müslümanlığın siyasal temsiline karşı bir tepkiden ziyade bunu temsil edenlerin rolüne karşı bir tepki söz konusudur. İslam'ın siyasal talepleri ifade etme ihtimaline karşı bütün Müslümanların katılımının gerçekleşmesi daha fazla sayıda insanın ortak değerini ifade eden bir temsil ihtimalinin ortaya çıkmasına bağlı olarak değişmektedir. Bununla birlikte İslamcılığın belli bir düzeyinde dillendirilen şeriat talebine aynı halkın yüzde 10'lara kadar inen rağbeti göz önüne alındığında, İslamcı siyasal alanın nasıl oynak bir demografik ve kültürel tabana dayandığı bir nebze anlaşılabilir. (Sunuş'tan)
Orijinal karton kapağında.